Hakkımda - Sanatsal Makaleler

Çeşitli tarihlerde sanatsal çalışmalarım hakkında yazılmış yazılar.

Çocukluk Düşleri-m

Sanat Eleştirmeni Ümit Gezgin, sanatçının eserleri hakkında şunları söylüyor: “ Nebahat Karyağdı sadece kendi hayallerini,   çocukluk düşlerini estetiğin özgün ifadesinde gerçekleştirmiyor, yabancılaşan ve yalnızlaşan dünyada, hepimizin ortak hayallerimizi ve çocukluk düşlerimizi yansıtıyor. Sıcak samimi tuşlarla, resmi plastik, özgün bir ifadeye kavuşturuyor. Onun resmi sıcak tuş geçişleri, insan-çocuk figürünü değerlendirme noktasında gün geçtikçe yitirilen estetik samimiyete de cevap niteliği taşıyor. Kendi kuşağının şimdiden önemi günden güne belirmeye başlamış bir sanatçısı olarak Nebahat Karyağdı, önümüzdeki zaman diliminde daha da ön plana geçmeye başlayacak gibi görünüyor…”

Ümit Gezgin İstanbul,2009

Nebahat Karyağdı'nın Resimleri

Nebahat Karyağdı'nın Resimleri

22–30 Aralık 2009, Caddebostan Kültür Merkezi

Karyağdı, bu sergisinde “çocukluk düşler” gibi klişe olmayan bir konuyu işlemiş. Birçok ressamın, doğa manzaraları, meyve ve porselen içeren natürmortlar ve gelişigüzel abstraklar resmetmeleri yanında, zor ve sıra dışı bir konunun başarılı örneklerine tanık oluyoruz. Karyağdı’nın çocukluğu, anlaşılan yeterince mutlu geçmiş; oyuncaklarını, şekerleri, sevimli giysilerini anımsıyor. Çocuk yüzlerinin detaylarını yaşamasını olası kılıyor.

Bu resimlerde renk zenginliği ve çizgi hakimiyeti var. Resimler, hızlı ve emin bir elle yaratılmış; yani, Karyağdı’nın hayal gücü kadar tekniğide kuvvetli. Çocukluğun mutluluk simgeleri olan balon, şeker, ayıcık, yo-yo gibi şeyler yanında bazı harflerle temsil edilen insani anılara da yer verilmiş.

Karyağdı, bir ressam olarak, kendisini sanatına adayanlar arasına girmeyi başarmış; yüksek lisansını tamamlamış; kendi resim atölyesini açabilmiş; üstelik resim öğretmenliği de yapıyor. Henüz 26 yaşında olan bir kimsenin tüm bunları hakikat haline getirebilmesi, onu, ciddi resim koleksiyoncularının, galericilerinin, sanatına “yatırım” yapabilecekleri bir ressam haline getirmiş; sanatçı için çok önemli bir konum.

Sergideki resimler içinde 1,5- 2,0 metre boyutlarda olanlar var. Karyağdı, bu büyük boyutlu tuvalleri de başarıyla doldurabilmiş ve hemen hemen her resim, satış fiyatlarından daha da değerli diyebilirim. Nebahat Karyağdı’nın gittikçe daha da olgunlaşacağına ve seçkin ressamlar arasında yerini alacağına inanıyorum.

Sezer Aykan

MAC ( Master Of Arts Criticism)

MVAM (Master Of Visual Arts Management)


Evrensel Modern(ist) Üslup

İskender Savaşır'ın Defteri
07 Aralık 2009 Pazartesi
Evrensel Modern(ist) Üslup
Bu resimleri tamamen farklı bir şey için (heykeltıraş Germaine Pillon için) bir arama yaparken, rue de Germain Pillon karşıma “Monmartre resimleri” adlı bir sayfada (http://paris.bypainters.com/18eme/Montmartre.htm) buldum. İzlenimciliğin “evrensel” (uluslar arası) bir üslup haline gelmesi üzerine daha önceden izini sürmek istediğim bir konuyla ilişkilendirilebilecekleri için ama aynı zamanda resimleri sevdiğimden kaydetmek istedim.

Konu aynı zamanda Auden’ın bir zamanlar “gümüş şairler” dediği konuyla da ilgili… Şimdi bu ressamların hiçbiri “çığır açan”, “önemli” ressamlar değil ama resimlerin kendileri çok güzel… Bu resimlerin, ressamlarının hayatımızda nasıl bir yer tutmaları gerekiyor? Galiba sanat tarihine de, sanat piyasasına damgasını vuran özgünlük talebinden yakınmaya çalışıyorum.
 
Ama diğer yandan, rastgele olduğunu sandığım bir şekilde (yani kendi tercihlerim, beğenim doğrultusunda) sayfadan resimleri seçerken neredeyse hepsinin aynı ressama ait olduğunu gördüm; ortak, evrenselleştiğini söylemek istediğim üsluba rağmen bir tür bireysellik yine de seziliyormuş anlaşılan. (Jules Émile Elisée MACLET; kendisinin 1881-1962 yılları arasında yaşamış olduğu dışında hiçbir şey bilmiyorum; kadın mı erkek mi olduğunu dahi kestiremedim; belki bir ara izini sürerim.)
 
Burada söylediklerimin bir kısmı sanat tarihinin tanıdığı bazı ressamlar için de mesela Utrillo için, Bonnard, Vuillard için de geçerli değil mi? Fazla da abarmamak gerekiyor, Bonnard ve Vuillard’la birlikte renkle, lirizmle, hacımın buluşmasından söz edilebilir; Utrillo’nun keşfettiği ve hâlâ baktığım resimlerin bir kısmında izi sürülebilen bir ıssızlık var. Andre Renoux’nun hâlâ yaşayan, faaliyet gösteren bir ressam olduğu anlaşılıyor.

Tabii yalnız “izlenimcilik” demek de yanıltıcı oluyor; aslında kast ettiğim “evrsensel (uluslar arası) üslup” (“uluslar arası” demem, herhalde kimilerinin Gotik için kullandığı “international style” ile paralellik kurmak için), fovizm dahil bütün post- denen empresyonizmlerle, hatta Andre Derain falan düşünüldüğünde, kübizmin de kimi buluşlarıyla beslenebilen bir üslup. Mesela yine aynı sayfadan Raoul Lambert’in resimlerinde olduğu gibi….


Bu üslup ne zaman kırıldı? İkinci dünya savaşı ile birlikte mi? Ya da belki de, “kırıldı mı?” diye sormak gerekiyor? Mesela dün Facebook’ta profilime yüklediğim “genç ressam” Nebahat Karyağdı, bütün lekeciliğiyle, yine de aynı evrensel üslup içinde düşünülemez mi?

 
Hatta, bir adım daha da ileri giderek, bizim Mehmet Güleryüz ve öğrencileri de dahil olmak üzere bütün ifadeciliğin de, bu evrensel üslubun bir kutbu olduğu söylenemez mi?

Peki, nereye varmaya çalışıyorum? Sözünü etmeye, sınırlarını çizmeye çalıştığım üslubun “son üslup” olduğunu söylemeye mi? Ayşe Görür, bir ara güncel resmin ağırlığını yitirmiş olduğunu ima eden bir şeyler yazmıştı. Tesbit etmeye çalıştığım üslup, Tanrısız bir dünyayı, bütün dağılganlığı, farklı perspektiflere ve son kertede ışığa dağılabilirliği içinde resmedebilen son üslup mu? Bunun tükenmesini, resmin resim olmaktan (sanat olmaktan çıkmasını) felsefe, bir tür felsefîlik tarafından iğfal edildiği (ipuçları belki kübizmde yatan, ama fütüristler ve Duchamp’la iyice görünür hale gelen) anla özdeşleştirebilir miyiz? (Tabii, Ruslar’dan Rothko’ya bütün bir soyut sanat meselesi özellikle konunun dışında tutularak düşünülüyor bütün bunlar.)


İskender Savaşır

Gönderen muratiskender zaman: 05:29